Sesin nasıl üretildiğini bilmeden vokal çalışmak, körlemesine denemek anlamına gelir. Oysa mekanizma birkaç cümleyle anlaşılabilir.
Gırtlağın içinde, birbirine yakın duran iki kıvrım vardır. Nefes verirken bu kıvrımlar birbirine yaklaşır ve aradan geçen hava onları çok hızlı biçimde açıp kapatır.
Yani ses telleri bir yay gibi çekilerek değil, hava akımıyla titreşerek ses üretir. Bu ayrım önemlidir: sesi üreten şey kasların kendisi değil, havadır.
Perde, yani notanın yüksekliği, kıvrımların uzunluğu ve gerginliğiyle belirlenir. Uzayıp inceldiklerinde ses tizleşir, kısalıp kalınlaştıklarında peslesir.
Şiddet ise hava basıncı ve kapanma süresiyle ilgilidir. Daha güçlü söylemek için daha çok bastırmak değil, basıncı denetlemek gerekir.
Buradan pratik bir sonuç çıkar: boğazda hissedilen zorlanma neredeyse her zaman hava desteğinin eksikliğini gösterir. Kaslar, havanın yapması gereken işi üstlenmeye çalışır.
Çözüm daha çok itmek değil, desteği aşağıya, gövdeye taşımaktır. Bu mekanizma anlaşıldığında kursiyer kendi sesindeki sorunu tarif edebilir hale gelir; bu, çözümün yarısıdır. Derslerimizde ses üretiminin mekanizması ilk derslerde anlatılır ve her teknik konu bu çerçeveye bağlanır.